CEZBE
Salikin sülük sırasında CEZBE
Cezbe kelimesi, Arapçada sürüklemek ve kendine çekmek anlamına gelen cezbe kelimesinden meydana gelmiştir. Tasavvuf ıstılahı olarak cezbe, salikin insanî sıfatlardan soyunmasıdır. İlahî sıfatlara bürünmesi ve tecelliler ile birlik sırrını seyretmesi demektir. Bir kudsî hadiste Yüce Allah, Habib'inin dilinden şöyle buyurmuştur:"Rahman olan Allah'ın cezbelerinden bir cezbe bütün insanların ve cinlerin amellerine denktir." Bu kudsî hadisten, cezbenin amelden çok üstün ve çok ileride kıymet ifade ettiği görülmektedir. Cezbeli saliklere "Üveysiyyül Meşreb" (Veysel Karam Meşrebli) denilir. Cezbe, Yüce Allah'ın kulunu kendine çekmesinden dolayı meydana gelen bir istiğrak (kendinden geçiş) halidir. Valih ve hayran suretinde tecelli eden manevî bir hal ve keyfiyyettir.

İstiğrak, kendini bilemeyecek kadar dalmak ve kendinden geçmek anlamındadır. Hayret, şaşkınlık, valih de hayrette kalan şaşkın demektir. Cezbe, ibadet ve riyazete devam ederek, beşerilik hallerini yok etmenin bir sonucudur. Cezbe, Yüce Allah'ın kulunu kendine çekmesi, kulun da Allah ile birleşmesidir. Cezbe, Hakk'a vuslattır. Cezbenin meydana gelmesi için, yaratılışı itibariyle salikin cezbeye müsait bulunması lazımdır. Bu husus kulun iradesinin dışında bir Allah vergisidir. Salikin kendi kazanç ve gayretinin karşılığı değildir. Silikte bu istidat bulunmazsa, yalnız riyazet ve tasfiye-i kalbe zorlanmakla Hakk'a vuslat mümkün olmaz. Cezbe iki türlüdür: Hafi (gizli) cezbe, Celî (açık) cezbe.

Hafi cezbe, salikin Hakk'ı sevmesinin sonucu olarak meydana gelmektedir. Celî cezbe ise Hakk'ın saliki sevmesinin sonucu olarak meydana gelir.

Cezbe ile ilgili olarak Yunus Emre Hazretleri ne güzel söylemiştir:
Cezbe-i aşk olmayınca neylesin şeyhim beni,
Hak'tan elçi gelmeyince neylesin şeyhim beni?
Cezbe ile ilgili olarak Coşkun Abdal'ı şöyle söylerken görmekteyiz:
Cezbe-i aşk ile gönül fülkünü (gemisini)
Vahdet limanına sürdüm erenler.
Cezbe, mecazî olarak vecd ve ruhun heyecanı demektir. Muallim Naci merhum ne güzel söylemiş:
Bir cezbe verdi tab'ıma bahrin hurûşu kim
Sandım muhît-i feyz-i ilâhî hayalimi.